Türkçe    English   русский 

şifremi unuttum

Şifremi Unuttum
bölüm tanıtımı

Liv Hospital Göz Sağlığı Kliniği, en önemli duyu organımız gözlerimizle ilgili, görüşümüzü engelleyecek ya da farklı sorunlara yol açacak göz hasarlarını en yeni teknoloji ve yaklaşımlarla tedavi etmektedir. Liv Hospital Göz Kliniği, dünya standartlarında teknik donanım ve uzman ekiple katarakt ameliyatlarından refraktif cerrahiye, keratokonus hastalığından göz çevresi estetiğine kadar birçok alanda multidisipliner hizmet vermektedir.

Niçin Liv Hospital Göz Kliniği?

Klinikte göz ameliyatlarında kullanılan tüm malzemeler tek kullanımlıktır. Liv Hospital Göz Kliniği’nde gerçekleştirilen ameliyatların enfeksiyon oranı %0’dır.  Geçtiğimiz yıl yapılan retina, orbita, kornea, reftraktif ve katarakt ameliyatlarında komplikasyon, enfeksiyon ve yeniden ameliyat oranı ise %0’dır.

 Türkiye’de bir ilk; OptiLASIK

Türkiye’de ilk defa Liv Hospital Göz Sağlığı Kliniği’nde uygulanan OptiLASIK sistemi sayesinde gözlük ve kontakt lens sorun olmaktan çıkmaktadır. WaveLight EX500 Excimer Lazer ve Wavelight FS200 Femtosecond Lazer adı verilen iki cihazın birleşiminden oluşan sistem göz kusurlarına son derece hızlı güvenli ve kesinlikle acısız çözüm getirmektedir. 6 saniyede flap oluşturabilen cihazla tüm işlemler bıçak kullanılmadan yapılmaktadır. Tedavi kişinin ihtiyacına göre belirlenmekte, dolayısıyla hiç kimseye standart bir yöntem kullanılmamaktadır. Excimer lazer cihazının özelliği gereği klinikte V-Front Optimize Yöntemi kullanılmaktadır. Bu teknik ile ameliyat sonrası görme netliği sağlanırken gözün orijinal yapısı ve anatomisi bozulmamakta, doğal yapısı %100 korunmaktadır.

Excimer Lazerle Yüksek Hasta Konforu

Yaygın göz hastalıklarından olan miyop, hipermetrop ve astigmatın tedavisinde tüm dünyada uygulanan en yaygın yöntem excimer lazer, klinikte başarıyla uygulanmaktadır. Klinikte lazer olmak için başvuran hastaların ameliyata uygunluk derecesini tespit etmek için detaylı göz muayenesi ve tetkikleri yapılır. Göz Sağlığı Kliniği’nde myop, hipermetrop ve astigmat sorunlarında lazerle tüm yüzey kaldırma operasyonları gerçekleştirilmektedir. Kliniğimiz gözü lazere uygun olmayan hastalara ise farklı yüzey lazer ve göz içi lens seçenekleri sunmaktadır.  Kliniğimizde minimal invaziv cerrahi tekniği ile dikişsiz vitrektomi ameliyatları gerçekleştirilmektedir. Bu teknik, daha hızlı ve iz bırakmayan yara iyileşmesi, yüksek hasta konforu ve hızlı cerrahi sağlamaktadır.

Kornea Naklinde Son Teknolojik Yöntemler

Kornea ya da saydam tabaka gözün renkli tabakasının önünde yer alır ve gözün en önemli merceğidir. Kornea hastalıklarında oluşan görme kaybı kalıcı olabilir. Bu nedenle kornea hastalıklarının teşhis ve tedavisi göz sağlığı açısından önemlidir. Liv Hospital Göz Sağlığı Kliniği’nde kornea hastalıklarının tedavisi; ilaç veya lazer ya da kornea nakli ile tecrübeli uzman hekimlerce başarıyla uygulanmaktadır. Kornea nakli ameliyatları, uzman göz hekimleri tarafından, son teknolojiye sahip cihazlarla yapılmaktadır.

Retina Hasarlarında Üstün Başarı

Liv Hospital Göz Sağlığı Kliniği’nde birçok cerrahi ve medikal retina hastasına özellikli cihazlarla hizmet verilmektedir. Kliniğimizde retina yırtığı ve dekolmanı, göz travmaları, makula hastalıkları, damar hastalıklarının cerrahi tedavileri uzman hekimler tarafından başarıyla gerçekleştirilmektedir. Retinanın etkilendiği birçok önemli hastalığın teşhis ve tedavisindeki başarıları nedeniyle, klinik yurtiçi ve yurtdışı birçok retina hastası tarafından tercih edilmektedir.

Göz Sağlığı Kliniği’nde retina hastalıklarında cerrahi müdahale gerektirmeyen lazer ve iğne ile tedavisi mümkün olan sarı nokta hastalığı olarak da bilinen yaşa bağlı makula dejenerasyonu, diyabetik retinopati, retani damar tıkanıklığı ve prematüre retinopatisi hastalıkları da başarıyla tedavi edilmektedir.

İğnesiz, Narkozsuz, Ağrısız Katarakt Cerrahisi

Göz merceğinin saydamlığını kaybederek matlaşması sonucu oluşan katarakt rahatsızlığının tek tedavisi ameliyattır. Liv Hospital Göz Sağlığı Kliniği’nde kullanılan bıçaksız lazer tedavisi olarak da bilinen “Femtosaniye yardımlı katarakt cerrahisi’ yöntemiyle hasta iğnesiz, narkozsuz, ağrısız yapılan ameliyatın ardından kısa sürede hastaneden taburcu edilmektedir. Katarakt ameliyatı sırasında başka bir göz hastalığı tespit edilirse (Uzak-Yakın-Astigmat) aynı ameliyatla bu rahatsızlıkların tedavisi de gerçekleştirilmektedir.

Keratokonusta Modern Tedavi Yöntemleri

Kliniğimizde korneanın miyop ve astigmat ile birlikte incelmesi ve sivrileşmesiyle oluşan bir hastalık olan keratokonusun erken tanısıyla ilerlemesini önleyici tedaviler ve görme seviyesini netleştirmeye yönelik ameliyatlar uygulanmaktadır. Keratokonusla gelişen diğer sorunlara da göz iç mercek ve kontak lenslerle müdahale edilmektedir

Hangi durumlarda kesinlikle göz doktoruna gitmek gerekir?

  •  Görme yetisinde azalma (Kısa süreli olsa bile)
  •  Göz önünde uçuşan cisimler (Siyah noktalar, benekler, lekeler)
  •  Gözde ışık çakmaları
  •  Sisli görme
  •  Işıkların çevresinde renkli halkalar görme
  •  Gözde ve göz çevresinde ağrı hissi
  •  Göz çevresindeki deride ve gözde kızarıklık
  •  Gözde şişme ve sulanma
  •  Gözlerin birisinin veya ikisinin öne doğru çıkması, fırlaması
  •  Göz kayması, şaşılık
  •  Çift görme
  •  Şeker hastalığı
  •  Yüksek tansiyon, damar sertliği hastalığı
  •  Böbrek hastalığı
  •  Ailede herhangi bir göz hastalığının olması
excimer lazer ünitesi
Lazer Teknolojileri

Miyop, hipermetrop ve astigmatın tedavisinde kullanılan ve refraktif cerrahide tüm dünyada uygulanan en yaygın yöntem Excimer Lazer teknolojisidir.

Kimler lazer olabilir?

  • 18 yaşını doldurmuş, gözlük veya kontakt lens kullananlar,
  • Göz dereceleri, son 1 yılda +/- 0.5 dioptriden fazla değişmemiş olanlar,
  • -10 dereceye kadar miyopisi olanlar,
  • -6 dereceye kadar astigmatı olanlar
  • +5 dereceye kadar hipermetropisi olanlar
  • Kornea kalınlığı yeterli ve kornea yapısı uygun olanlar,
  • Diyabet, romatizma gibi sistemik rahatsızlığı olmayanlar,
  • Gözlerinde herhangi bir başka hastalık olmayanlar (keratokonus, glokom vb.),
  • Gebelik durumu olmayanlar,
  • Yapılacak muayene ve tetkikler sonucunda göz yapısı ameliyata uygun olan kişilere lazer tedavisi uygulanabilmektedir.

Lazer İçin Ön Adım

Hastanemize lazer olmak için başvuran hastalarımıza ameliyata uygunluk derecesini tespit etmek için detaylı göz muayenesi (damlalı ve damlasız) ve detaylı tetkikler yapılır. Tüm bunlar sonucunda, ameliyata uygunluk derecesi tespit edilir ve uygun lazer yöntemi önerilir.

Lazer Tedavi Yöntemleri

Optilasik

Türkiye’de ilk defa Liv Hospital’da uygulanan OptiLASIK sistemi sayesinde gözlük ve kontakt lens sorun olmaktan çıkıyor. WaveLight EX500 Excimer Lazer ve Wavelight FS200 Femtosecond Lazer adı verilen iki cihazın birleşiminden oluşan sistem pek çok göz kusurunu düzeltmede başarıyla kullanılıyor. 

Lasik

Bu yöntem kornea tabakasının üst yüzeyinde fleb adı verdiğimiz ince bir kapakçık oluşturulması ve kapakçığın altında ortaya çıkan kornea dokusu yüzeyine excimer laser uygulanarak göz derecelerinin düzeltilmesi yöntemidir.

Bu yöntem topikal anestezi (damla anestizisi) yöntemiyle iğne ve dikiş işlemi olmadan yapılır.

Hasta operasyon esnasında ve sonrasında herhangi bir ağrı hissetmez.

Femtosecond Lasik

Lasik yönteminin intralase (femtosaniye laser) yardımıyla kapakçık oluşturulması işlemine verilen isimdir. Femtosecond, lazer ameliyatının en önemli aşamalarından biri olan fleb oluşturulması işleminin bilgisayar kontrolünde yapılmasıdır. Bu yöntemin avantajları, tedavi için amaçladığımız flebin istenilen alanda ve kalitede bıçaksız olarak oluşturulması ve flebin elde edilmesi aşamasındaki risklerin en az olmasıdır.

Femtosecond Wavefront Lazer

Femtosecond wavefront lazer yöntemi, Femtosecond Lasik yönteminin kişiye özel (wavefront tekniği ile) uygulanan şeklidir.

 

Wavefront Tekniği (Kişiye Özel Lazer Teknolojisi)

Kişiye özel yapılan ölçümler ve wavefront analiz cihazlarıyla değerlendirilerek elde edilen sonuçların el değmeden excimer laser cihazına aktarılarak yapılan lazer tedavi yöntemidir.

Femtosecond wavefront lazer yöntemi günümüzün en güncel lazer teknolojisi ve kişiye özel tedavi olan wavefront teknolojisi siteminin kombine halidir.

PRK

Kornea tabakasının en üst kısmındaki zar doku olan epitel dokunun yüzeyden uzaklaştırılmasından sonra, oluşturulan alana lazer uygulanarak numara düzeltilmesi yöntemidir.

PTK (Korneal Leke / Düzensizliklerin Tedavisi)

Bazı hastalıklar veya göz yaralanmaları sonucu korneada lekeler oluşabilir. Bu durumda, bu lekelerin giderilmesi amacıyla göze PTK denen teknikle lazer uygulaması yapılır. PTK yapılabilmesi için lekelerin yüzeysel olması şarttır. Lekeler korneanın derin tabakalarında olduğu zaman PTK uygulanamaz, kornea nakli yapılması gerekir.

PTK’nın Uygulandığı Durumlar

  • Göz yaralanmaları
  • Geçirilmiş kornea enfeksiyonları (korneanın mikrop kapması)
  • Distrofi denen kalıtsal kornea hastalıkları
  • Tekrarlayıcı epitel erozyon sendromu (korneada bir kez yaralanma sonucu açılan yaraların, daha sonra sık sık kendiliğinden açılması)
  • Pterjiyum ameliyatı sonrası gözde kalan kornea lekesi
  • Kornea yüzey düzensizlikleri

Lazer Tedavi Öncesi Hastanın Dikkat Etmesi Gereken Konular

  • Hasta, lazer ameliyat öncesi parfüm / deodorant kullanmamalıdır.
  • Hasta, ameliyata gelirken makyaj yapmamalıdır.
  • Hasta kontakt lens kullanıyorsa, muayeneye gelmeden bir süre önce lenslerini çıkarmalıdır. Yumuşak lens kullanıyorsa 3 gün-1 hafta, sert lens kullanıyorsa 10 gün-3 hafta öncesinden kontakt lenslerini çıkarmalıdır.
  • Hasta, lazer ameliyatından bir gün önce ve ameliyata gelirken kan sulandırıcı ilaç (aspirin vs.) kullanmamalı ve alkol almamalıdır.
  • Hastanın lazer ameliyatı öncesinde yemek yemesinde bir sakınca yoktur.
  • Hasta ameliyata ortalama 3-4 saatini ayırarak gelmelidir.
  • Hastalar, ameliyat günü araç kullanarak gelmemelidir. Mümkünse yanlarında bir refakatçi bulunmalıdır.
  • Hastalar, ameliyat sonrası ışıktan rahatsız olmamak için tercihen UV korumalı güneş gözlüklerini yanlarında bulundurabilirler.

Lazer Tedavi Sonrası Hastanın Dikkat Etmesi Gereken Konular

  • Hastanın, lazer tedavi sonrasında 1. gün kontrole gelmesi gerekmektedir.
  • Hastanın, tedavi sonrasında gözünün kapatılmasına gerek yoktur.
  • Hastanın tedavi sonrasında kullanması gereken ilaçlar / damlalar bulunmaktadır.
  • Hastamız, tedaviden sonraki ilk 24 saatlik süreç içerisinde gözünü ovalamamalı, kaşımamalı, yüz yıkamamalı ve banyo yapmamalıdır.
  • Hasta, lazer tedavinden sonra 1 hafta süreyle göz makyajı yapmamalıdır.
  • Hasta, lazer tedavisinden sonra 20. gün itibariye denize ve havuza girebilir.
  • Hasta, ameliyat sonrası kozmetik amaçlı kontakt lens kullanabilir ancak tedaviden en az 1 ay sonra ve doktor kontrolünde kullanmasında fayda vardır.
glokom bölümü

Göz içi basıncının artması sonucu görme sinirine hasar oluşturarak görme alanı kaybına neden olan bir hastalıktır. Farkına varılmaz ve tedavi edilmezse kalıcı olarak körlüğe kadar gidebilir. Tanıda göz tansiyonu, kornea kalınlığı, görme siniri liflerinin kalınlığının ölçülmesi ve görme alanı muayenesi son derece önemlidir. Tedaviye başlarken göz tansiyonunun durumu, ne kadar hasar vermiş olduğu gibi çok çeşitli faktörler değerlendirilir. İlaç tedavisi lazer ya da cerrahi girişim gibi seçeneklerden uygun olanı ile tedaviye başlanır.

Belirtileri

Göz tansiyonu erken dönemde genellikle bir belirti vermez. Hastalık yavaş ilerlediğinden ve çevreden merkeze doğru bir kayıp olduğundan belirli bir görme alanındaki kayıp fark edilmez. Erken teşhis ile glokomun ilerlemesi durdurulabilir. Oluşan göz siniri hasarı kalıcıdır. Tanı için detaylı göz muayenesi ve yukarıda sayılan testlerin yapılması gereklidir. Göz tansiyonunun nadir görülen türünde bulantı, kusma, ağrı, görme bulanıklığı olabilir. Açı kapanması göz tansiyonu dediğimiz bu türü hastaların az bir kısmını oluşturduğu için, diğer göz tansiyonu hastalarında bu tür belirtiler ortaya çıkmayabilir.

Glokom riskini arttıran faktörler
  • İlerleyen yaş
  • Ailede glokom öyküsü
  • Sigara
  • Şeker hastalığı
  • Yüksek kan basıncı
  • Miyopi
  • Uzun süreli kortizon tedavisi
  • Göz yaralanmaları
Tanı

Tonometre denilen cihazlarla göz tansiyonunun ölçülmesi, göz siniri hasarının değerlendirilmesi göz dibi muayenesi, görme alanı testi ve göz drenaj açısı incelenmesi, görme siniri ve sinir lifi tabakasını inceleyen ileri yöntemler glokom teşhis ve tedavisinin planlamasında büyük önem taşırlar.

Tedavi

Glokomun tedavisi üç şekilde yapılabilir.

  • İlaç tedavisi
  • Lazer tedavisi
  • Cerrahi tedavi

Çok çeşitli cerrahi yöntemler mevcuttur. Gözün içindeki fazla sıvının göz dışına çıkışını kolaylaştıran bir yol açılması, göz sıvısı yapımının baskılanması ya da sıvının bir rezervuar tüp içine boşaltılması gibi yöntemler uygulanabilir

Göz Çevresi Estetiği ( OküloPlasti)

Göz Estetiği

Genellikle yaşın ilerlemesi ile birlikte, bazen de daha genç yaşlarda göz kapaklarında torbalanma olabilir. Bu durum göz kapağı estetiği ile düzeltilebilir.

Bu girişimde, alt ve üst göz kapaklarından fazla cilt ve yağ dokusu çıkarılır. Ancak çıkarılan doku miktarlarının çok iyi planlanması, bazen de sadece yerlerinin değiştirilip bırakılması gerekir. Düzgün yapılmış bir cerrahi hastaya daha genç bir görünüm kazandırır.

Göz estetiği lokal anestezi altında yapılır. Üst göz kapağı için kesi göz kapağındaki cilt katlantısının altından yapılır. Bu nedenle göz açıkken hiçbir iz görünmez. Alt göz kapağı kesisi ise kesi kirpiklerin hemen altından yapılır. Bu nedenle iz görünmez. Ayrıca göz kapakları insan derisinde en az iz kalan bölgelerdendir. Göz kapağının estetik ameliyatları esnasında, göz kapak fonksiyonlarını etkileyen diğer problemler de iyi irdelenmelidir. Kapak gevşekliği veya kapak düşüklüğü gibi problemlerin olduğu olgularda bu gibi problemlerin de aynı seansta giderilmesi gereklidir. Aksi takdirde, ameliyattan sonra kapaklarda çekinti, pozisyon bozukluğu veya göz sulanması gibi problemler gelişebilir.

Göz kapağı estetiği olmak istiyor fakat bunun gözlerinize zarar vermesinden çekiniyorsanız ve gözlerinizi bir göz hastalıkları uzmanına emanet etmek istiyorsanız lütfen randevu alınız. Prof. Dr. Ümit Beden, geniş göz estetiği tecrübesi ile aklınızdaki tüm sorulara yanıt bulmanıza yardımcı olacaktır.

kornea hastalıkları bölümü

Gözün saydam tabakası olan kornea gözün renkli tabakasının önünde yer alır ve gözün en önemli merceğidir. Kornea hastalıklarında oluşan görme kaybı kalıcı olabilir. Bu nedenle kornea hastalıklarının teşhis ve tedavisi göz sağlığı açısından önemlidir. Kornea hastalıkları ilaç tedavisi yanında bazen lazer kullanılarak, bazen de kornea nakli ile tedavi olmaktadır.

Kornea nakli, kornea dokusunun tümüyle veya bir kısmının değiştirilmesi operasyonudur. Eskiden tümüyle değişim söz konusuyken yeni teknikler sayesinde sadece hastalığın etkilediği bölümün değiştirilmesi söz konusudur. Ameliyat genel anestezi altında yapılır.

lazer teknolojisi ile bıçaksız katarakt ameliyatı

Katarakt nedir?

Katarakt, görmede azalmaya bağlı olarak ışığa hassasiyet, renklerde soluklaşma ve sararma, gece görüşünde bozulma, çift görme ve buna bağlı olarak gelişen okuma zorluğu gibi belirtiler verir. Bu durum kişinin günlük ve sosyal yaşantısını çok ciddi şekilde etkiler. Katarakt sorunu yaşayan kişiler de görüntü sanki buğulanmış bir cam ya da bir tülün arkasından bakıyormuş gibi bozulur.

  • İleri yaş hastalığı mıdır?

Katarakt en sık yaşa bağlı ortaya çıkar. Ama bilinen aksine yalnızca ileri yaşta değil, her yaşta görülebilir. Görmeyi sağlayan, lensin opaklaşmasının durumuna göre hastalar önceleri uzak ya da yakın görme bozukluğundan şikayet eder. Opaklaşma arttıkça hem uzak hem de yakını görme, hastanın sosyal yaşantısını rahatsız edecek şekilde azalır. Katarakt, görmede azalmaya bağlı olarak ışığa hassasiyet, renklerde soluklaşma ve sararma, gece görüşünde bozulma, çift görme ve buna bağlı olarak gelişen okuma zorluğu gibi belirtiler verir.  Bu durum kişinin günlük ve sosyal yaşantısını çok ciddi şekilde etkiler. 

  • Küçük bir çocukta da katarakt oluşabilir mi?

Katarakt her yaşta oluşabilir. Anne karnında geçirilen virütik enfeksiyonlar, bazı metabolik hastalıklar yeni doğanda katarakta neden olabilir.

  • Neden oluşur?

Özellikle diyabet gibi metabolik hastalıklar, kortizonlu ilaçların uzun süreli kullanımı, ani darbeler, doğuştan gelişen bir takım nedenler bu sebeplerden bazıları.

  • Kataraktın belirtileri nelerdir, hastalar en çok neden şikayet eder?

Görmeyi sağlayan, lensin opaklaşmasının durumuna göre hastalar önceleri uzak ya da yakın görme bozukluğundan şikayet eder. Opaklaşma arttıkça hem uzak hem de yakını görme, hastanın sosyal yaşantısını rahatsız edecek şekilde azalır. Katarakt, görmede azalmaya bağlı olarak ışığa hassasiyet, renklerde soluklaşma ve sararma, gece görüşünde bozulma, çift görme ve buna bağlı olarak gelişen okuma zorluğu gibi belirtiler verir.  Bu durum kişinin günlük ve sosyal yaşantısını çok ciddi şekilde etkiler.

  • Kataraktın tedavisi nasıl yapılır?

Hastalık, gözlük kullanımı ya da ilaçla tedavi edilemez. Oluşmuş bir kataraktın tek tedavisi ameliyattır. Günümüzde en gelişmiş yöntem olarak uygulanan femto saniye destekli katarakt ameliyatıdır.  ‘Femto saniye lazer yardımlı katarakt cerrahisi’ yöntemiyle hasta damla ile anestezi altında, iki aşamalı ve ağrısız yapılan ameliyatın ardından kısa sürede günlük yaşantısına döner. Femto saniye lazer sayesinde ameliyatın elle yapılan birçok safhası bilgisayar kontrolünde yapıldığından ameliyat daha güvenli ve hassas sonuçlar verir. Böylece ameliyat esnasında ortaya çıkabilecek istenmeyen etkiler en aza iner. Femto Saniye Lazer teknolojisi ile katarakt sorunu hem hekim hem de hasta açısından en konforlu şekilde lazer ve ultrasonik dalgalarla iki aşamalı uygulama ile tedavi edilir. İstenirse uzak ve yakın göz içi mercekleri, astigmatizmayı düzelten torik göz içi lensleri de güvenli bir şekilde implante edilerek gözlüklerden de kurtulmayı sağlar. Göze giriş kesileri, lensin ön yüzünde yuvarlak güvenli kesi ve lensin parçalanması femto saniye lazerle yapılır ve sonrasında standart fako sistemi kullanılarak katarakt daha kısa sürede ve güvenli olarak temizlenir. Femto lazerle kombine fako yöntemli katarakt ameliyatı, standart fako ameliyatlarına göre komplikasyon oranını da azaltır. Femto saniye lazer destekli katarakt ameliyatı hem hasta hem de cerrah için güvenli, kontrollü, başarılı bir katarakt ameliyatı için modern katarakt cerrahisinde önemli bir kilometre taşıdır.

Femto Katarakt Saniye

  • Lazerle yapılan katarakt ameliyatının avantajları nelerdir?
  • İyileşme diğer yöntemlere göre daha kısadır.
  • Ameliyat sonrası yalancı astigmatizma problemleri o
  • Enfeksiyon riski düşüktür.
  • Ameliyat sonrası kullanılan göz içi lensinin cinsine de bağlı olarak  iyi görme sağlanır.
  • Hekim hatasını en eza indirir.
  • Güvenlidir ve hep aynı kesiyi yaptığı için hata faktörü ortadan kalkar.
  • Lensin ön kapsülü çok iyi ve tam yuvarlak kesildiği için göz içi mercek kayma riski azalır

  • Ameliyat sonrası nelere dikkat etmek gerekir?

Katarakt ameliyatı gece yatış gerektiren bir ameliyat değil. Hasta aynı gün taburcu ediliyor. 24 saat sonra göz bandajı açılıyor ve 48 saat içinde normal hayatına dönüş yapabiliyor. Bu süre içinde göze aşırı baskı yapılmaması, gelebilecek darbelerden kaçınılması gerekiyor. Ameliyat sonrası doktorun 2-4 hafta arasında gözlük ihtiyacına göre reçeteyi düzenlenmesi önemli. Katarakt ameliyatı olan kişiler 6-8 ay arasında düzenli olarak göz muayeneleri aksatmamalı.

  • Ameliyat ne kadar sürüyor?
  • Genel olarak femto laser destekli katarakt ameliyatı tüm aşamaları yarım saat içinde bitmektedir
  • Ameliyattan sonra yasaklar var mı?
  • Göze gelecek darbelerden ilk günlerde sakınmak gereklidir. Deniz ve havuza girmek 15 gün süreyle uygun değildir. Işık ilk günlerde yansıma yapabileceğinden gerekirse Güneş gözlüğü kullanmak gerekebilir.
  • Hasta ilaç kullanmak zorunda mı?
  • Evet. Ameliyat sonrası 3 hafta doktorun düzenleyeceği ilaçları çok düzenli olarak kullanmak gereklidir.
  • Ameliyattan sonra görme ne kadar düzeliyor?
  • Görme komplikasyonsuz bir ameliyat sonrasında ilk günden itibaren düzelir. Tam düzelme bir hafta içinde tamamlanır.
  • Hasta gözlük kullanmak zorunda mı?
  • Kullanılan göz içi merceğinin cinsine göre gözlüksüz bir görme olabilir standart göz içi lensi kullanılan hastalar uzakta genelde gözlük kullanamazken yakın okumaları için gözlük kullanmaları gerekir.
  • Göze gelen darbeyle katarakt oluşur mu?
  • Göz ve çevresine gelen künt darbeler uzun süre içinde katarakta neden olabilir. Darbeler sonrası lensi tutan lifler kopabilir ve katarakt ameliyatında komplikasyonlara neden olabilir.
  • Kimlere katarakt ameliyatı yapılamaz?
  • Genel hayati sağlık problemi olmayan herkese katarakt ameliyatı yapılabilir
  • Kataraktın tekrar oluşması mümkün mü?
  • Hayır. Katarakt ameliyatında lens temizlendiği için tekrar Katarakt oluşamaz. Sadece ameliyat sonrası lensin arka kapsülünde koyulaşma olabilir ve katarakt gibi görmeyi azaltır. Tedavisi çok kısa ve kolaydır. YAG laserle beş dakika içinde açılır ve bir daha tekrar etmez.
  • Çok fazla güneşte kalmak kataraktı tetikler mi?
  • Kortikal tip kataraktı tetikleyebilir  ve ileri yaş kataraktında etkili olabilmektedir.

 

Orbital Dekompresyon Ameliyatı

ORBİTAL DEKOMPRESYON AMELİYATI

Prof. Dr. Ümit Beden
Göz Hastalıkları Uzmanı 

Yapısal olarak veya tiroid hastalığına bağlı olarak bazı hastalarımızda pörtlek(iri) göz yapısı mevcuttur. Bu hastalarda gözün fonksiyonlarını korumak veya kozmetik olarak daha iyi bir görünüme sahip olabilmek için orbital dekompresyon ameliyatı uygulanabilmektedir. Orbital dekompresyon ameliyatı; göz çukurunu (orbitayı) genişletmek için uygulanan bir ameliyattır. Göz çukuru (orbita); göz küresi ve çevresindeki kaslar ile sinirleri içerisinde barındıran kemik bir kemik yapıdır. Kemik duvarlarının sert olması nedeniyle bu duvarlar esneyemezler. Göz ve çevresinde hacim artışına neden olan tümör veya tiroide bağlı oftalmobati(Graves) gibi durumlarda, kemik duvarlar eseneyemediği için göz küresi ve göz siniri basınç altında kalacaktır. Bu tür olgularda orbitanın kemik duvarları açılarak orbita hacmi genişletilir ve göz siniri ve göz küresi üzerindeki basınç artışı tedavi edilmiş olur. Sıklıkla tiroid ilişkili olarak gelişen göz irileşmesi bu durumun en iyi örneğidir. Bu tip hastalarda göz çevresindeki kas ve yağ dokularında artış meydana gelir. Orbita duvarlarının kemik yapısı nedeniyle göz öne doğru itilir ve arkada görme siniri(optik sinir) sıkışmaya başlar. Bu durumun uzun sürmesi halinde görme siniri sıkışma nedendi ile hasar görecektir. Ayrıca bu hastalar göz ve çevresindeki belirgin basınç artışı ve ağrıdan dolayı şikayet ederler. Bu tür olgularda orbital dekompresyon ameliyatı uygulanarak göz çukurunun(orbitanın) hacmi genişletilerek göz ve optik sinir çevresindeki basınç artışı normale indirilmiş olur. Bu işlem ile hastalar görme kaybından korunduğu gibi ağrı ve basınç hissinden de kurtulmuş olacaktır. Orbital dekompresyon ameliyatı planlanırken göz çukuru ve çevresinin (burun sinüslerinin) detaylı tomografileri çekilmelidir. Böylelikle göz çukurunun çevre komşulukları incelenerek orbita hacminin ne kadar genişletilebileceğine karar verilir. 
Uygulanacak olan cerrahi işlem genel anestezi altında yapılır. İşlem esnasında göz çukurunun(orbitanın) dış(kulak tarafındaki) duvarı alınarak orbital boşluk derin şakak bölgesine doğru genişletilir. Ardından orbitanın iç duvarı(burun tarafı) alınarak orbital boşluk burun çevresindeki sinüslere doğru genişletilir. Bu işlem bittiğinde öne doğru itilmiş olan göz küresi tekrar geriye gelecektir ve daha doğal görünüme kavuşacaktır. Ayrıca daha derinde risk altında bulunan görme siniri(optik sinir) basınç artışı ve baskıdan kurtarılmış olacaktır. Orbital dekompresyon ameliyatı, sıklıkla optik sinirin basınç altında bulunduğu tiroid ilişkili göz hastalarında(Graves oftalmobati hastalığında) uygulanır. Bunun dışında optik sinirin baskı altında olduğu travma ve kaza olgularında da gerekli olabilir. Bu tür hastaların çoğunda orbital dekompresyon ameliyatı aciliyet teşkil etmekte ve mümkün olan en kısa zamanda yapılmaktadır. Aksi takdirde görme sinirinde kalıcı hasar meydana gelecek ve geri dönüşü olmayan görme kaybına neden olacaktır. Bu olguların aciliyeti ve ameliyattan sonra görülebilecek şaşılık(%20) veya görme kaybı(%1-3) gibi problemlerin oranının günümüzde oldukça düşürülmüş olmaları nedeni ile bu cerrahi işlem günümüzde eskiye oranla daha sık uygulanmaktadır. Bu şekilde son yıllarda orbital dekompresyon ameliyatı acil olgular dışında, aşırı iri gözlerin tedavisinde de daha sıklıkla kullanılır olmuştur. Cerrahi teknik ve tıbbi cihazlardaki gelişmeler ile cerrahi riskler günümüzde azalmış ve bu ameliyatın kozmetik amaçla uygulanmasını da mümkün kılmıştır. Bu nedenle orbital dekompresyon ameliyatı, gözleri çok çıkık olan hastaların kozmetik amaçlı tedavisinde de kullanılabilir hale gelmiştir.

retina hastalıkları bölümü

Retina gözün ışığa duyarlı zarsı sinir tabakasıdır. Retinanın etkilendiği birçok önemli hastalık vardır. Ani olarak başlayan ve devam eden ışık çakmaları görmede azalma, görme kaybı, cisimleri kırık görme, cisimleri olduğundan büyük veya küçük görme, göz önünde sinek uçuşmaları gibi bazı temel belirtiler retinada sorun varlığını gösterir.

Retinada Rastlanan Yaygın Hastalıklar

  • Retina Dekolmanı (Retina Ayrılması)
  • Diyabet ve hipertansiyon gibi retinanın damarsal hastalıklarına bağlı gelişen kanama,ödem ve dekolmanlar
  • Makula Deliği (Sarı Noktada Delinme)
  • Makulada Kırışıklık (Epiretinal Zar)
  • Yaşa Bağlı Makula Dejenerasyonu (Sarı Nokta Hastalığı)
  • Göz Travmalarına  Bağlı Retina Hasarı

Retinada Dekolmanı

Retinada yırtılma, retina dekolmanı denilen hastalığa yol açıyor. Dekolman tedavi edilmediğinde kalıcı görme kaybı oluşuyor.

Belirtileri nelerdir?

  • Hastaların %50’si ışık çakmalarını fark eder. Bu ışık çakmaları flaş patlaması veya şimşek çakması gibi tarif edilir.
  • Siyah kırmızı renkte uçan noktalar izlenir.
  • Ayrılmış retina bölgesinden başlayan kara perde giderek tüm güzü kaplar ve göz merkezi tutulunca hasta hiçbir şeyi göremez hale gelir.

Erken müdahale ile önlenebilir mi?

Hastaların en az %60’ında retina yırtığı oluşumu sırasında ışık çakması, sinek veya örümcek uçması gibi ani başlayan şikayetler oluşur. Bu şikayetler oluştuğu an göz dibi muayenesi yapılması gereklidir. Retina yırtığı oluştuğu sırada  yapılacak lazer tedavisi retina dekolmanı gelişimini engelleyebilir. Ancak bazı hastalarda lazer tedavisine rağmen retina dekolmanı gelişir.

Hiçbir belirti olmadan gelişebilir mi?

Olguların %40’ı hastada hiçbir belirti olmaksızın, dekolmana bağlı görme alanı kaybı ile ortaya çıkar.

Retina dekolmanı tedavisi nasıl yapılır?

Cerrahi tedavinin ilk hedefi yırtıktan geçen sıvıyı yırtığı tıkamak yoluyla durdurmaktır. Pigment epiteli tarafından yapılan pompalama retinanın yatışmasını sağlar. Bu birçok yolla yapılabilir.

Uzmanlarımıza Sorun
Uzmanlarımıza Sorun
İsim Soyisim(*) :  
Telefon(*) :  
Şehir :
E-mail(*) :  
Mesajınız(*) :  
Rapor Gönder :
Güvenlik :
Top