liv sağlık köşesi

Görme Bozuklukları ve Körlük Riski

Görme Bozuklukları ve Körlük Riski

Bir insanın görme engeli olması hayatta bazı zorluklar getirse de başarı için hiçbir zaman bir engel değildir. Birçok ünlü ve başarılı görme engelli vardır. Bazı müzisyenler, Tsutomu Aragaki, Stevie Wonder, Jose Feliciano, Ray Charles ; Liderler:Richard H. Bernstein (avukat ve görme engel hakları aktivisti) David Blunkett (İngilterde ilk hükümet tems.) Gordon Brown (İngiltere Başbakanı); Sanatçı: Francesca Alexande(Amerikalı ressam), Claude Monet (Fransız ressam) Helen Adams Keller (Amerikalı yazar) Jorge Luis Borges (öykü yazarı) Lee Clark (şair) Aldous Huxley (yazar ve filozof) Joseph Pulitzer (Pulitzer ödülü oluşturan yayıncı) Aşık Veysel ; Sporcu:Muhammad Akram (kriketçi) Jessica Gallagher (atlet) ; Bilim insanı: Louis Braille(ünlü Braille alfabesi mucidi), Galileo Galilei (Italyan astrofizikçi, matematikçi) Thomas Rhodes Armitage(İngiliz fizikçi ve Royal National Institute of Blind People kurucusu) sayılabilir. 



Ülkemizde görme kaybına ya da engeline maruz kalan bireylerin hayatını konforlu devam ettirmesi için, ilgili dernekler ve sivil toplum kuruluşları oldukça etkin rol almaktadır. Sağlık bakanlığımızın “az gören rehabilitasyon merkezleri” bu konuda oldukça mesafe almıştır. Az görenlerin özel eğitimleri açısından da Rehberlik Araştırma Merkezleri (RAM), Millî Eğitim Bakanlığı'na bağlı rehberlik, psikolojik danışmanlık ve özel eğitim konularında ailelere ücretsiz hizmet veren merkezleri olarak görev yapmaktadır.
Diğer açıdan bakılırsa her insan potansiyel bir görme engelli adayıdır. Dünya Sağlık Örgütünün (DSÖ) 2017 verilerine göre, dünyada 253 milyon görme engelli insan yaşıyor. Bunların 217 milyonu orta ve ileri düzeyde görme bozukluklarına sahiptir. Bütün yaş körlüklerinin en önemli nedenleri;
Ameliyat edilmeyen katarakt, yüzde 35 ile kalıcı görme kaybına yol açan en önemli etken olarak kabul ediliyor. Katarakt bilhassa orta ve düşük gelir grubundaki ülkelerde hala yaygın bir hastalık olarak biliniyor. Yaşa bağlı makuler dejenerasyon (sarı nokta hastalığı), Şeker hastalığına bağlı göz ve retina hastalığı (Diabetik retinopati), göz tansiyonu (Glokom) ve son olarak göz yüzeyi bozuklukları (korneal opasiteler) onu takip etmektedir. 
Bugün görme bozukluklarının yüzde 80'i önlenebiliyor veya tedavi edilebiliyor. Risk altındaki gruplar özellikle yaşlılar ve çocuklar olarak dikkat çekmektedir. DSÖ verileri, körlük ve görme kayıplarından muzdarip kişilerin yüzde 81'inin 50 yaş ve üzeri olduğunu ortaya koyuyor. Dolayısıyla yaş en önemli risk faktörü olarak öne çıkıyor. Dünya nüfusu giderek yaşlanırken görme bozukluları ve körlük riski altındaki nüfusun büyüyor.
Diğer bir risk grubunu da15 yaş altı çocuklar oluşturuyor. Dünyada 19 milyon çocuğun görme bozuklarından muzdarip olduğu tahmin ediliyor. Bunlardan 12 milyonu retina bozukluklarından kaynaklanan sebeplerle görme kaybı yaşarken 1,4 milyonu kalıcı körlükle mücadele ediyor. Çocukluk   çağı görme engelliliğin sebepleri, dünyanın değişik bölgeleri   arasında önemli ölçüde değişiklik gösterir. Ülkemizde çocukluk çağı körlüklerinin temel sebepleri Retina hastalıkları ve prematüre retinopatisi, Katarakt, Optik atrofi  olarak tespit edilmiştir. Ülkemizde çocukluk çağı körlük nedenleri gelişmiş ülkelerle benzer oranda gözün arka kısmındaki retinaya ait sebepler gelişmiş ülkelerde olduğu gibi ön plandadır. Akraba evliliklerinin artması ve kader anlayışı, tabi ki erken tespit ve tedavi için sağlık hizmetlerinin geliştirilmesini gündeme getirmektedir. Türkiye’de  çocukluk çağı körlüklerini etkileyen en önemli faktör akraba evliliğidir ve eğitim düzeyi düşük olanlarda  akraba evliliğine  daha fazla  rastlanmaktadır,  Akraba evlilikleri ve aile bireylerinde görme engeli bulunan   kişiler dikkate alındığında kalıtsal korluk sebeplerinde akraba evliliği oran %52 olup, iki çocuktan birisi akraba evliliği neticesinde olmaktadır. Dolayısıyla   çocukluk   çağı körlüklerinin azaltılmasından en önemli girişim akraba evliliklerinin    azaltılması, bir sonraki  aşamada  ise genetik danışmanlık olacaktır. Bunların da ciddi görme kaybı olan %25’lik grup az görenlere yardım açısından dikkate değerdir.
Dünyada körlük ve diğer görme bozukluklarının yaygınlığının 1985'li yıllardan itibaren azalmasının temel sebebi olarak genel sosyo-ekonomik gelişmeyle birlikte tedavi ve rehabilitasyon olanaklarına erişimin artmasıdır. Diğer taraftan yaşam süresinin uzaması görme bozukluları ve körlük riski altındakiler giderek artışına neden olmaktadır. "The Lancet" dergisinde yayımlanan bir araştırmada 2020'de 38,5 milyon olması beklenen görme engelli sayısının 2050'ye gelindiğinde 115 milyona ulaşabileceği kaydedildi. Bu yüzden 2020 yılı görme hakkı için “vision 2020” adıyla dünya sağlık örgütünce ilan edilse de, covid-19 nedeniyle etkin bir şekilde tanıtım ve dikkat çekme sağlanamamıştır.   
Sonuç olarak, bu hastalıkların büyük çoğunluğunun tedavisi mevcuttur. Bu yüzden önlenebilir körlük nedenleri açısından, şikâyetimiz olsun olmasın mutlaka her yıl göz kontrollerinin yaptırılması gerekmektedir. Gözümüz, dünyaya açılan penceremizdir. Kendi dünyamıza açılan iç pencerelerimizi diri ve sağlam tutarak, dışa açılan penceremiz gözümüzün de her daim değerini bilmeliyiz.  

Uzmanına Sor / Görüntülü Görüşmeler ve Sağlık Hizmetleri Evinizde