HPV Nedir? Belirtileri, Bulaşma Yolları ve Tedavi Seçenekleri
Son Güncelleme Tarihi 16.07.2026 16:10:18
HPV, cinsel temasla bulaşan ve genital siğillere ya da bazı kanser türlerine yol açabilen bir virüstür. Yüksek riskli HPV tipleri rahim ağzı kanseri için ana nedendir. Düzenli tarama ve HPV aşısı ile enfeksiyonun etkileri büyük oranda önlenebilir.

HPV Nedir?
HPV (Human Papilloma Virüsü) cinsel yolla bulaşan bir virüstür. HPV virüsleri deri ve mukoza zarlarını etkileyen birden fazla virüs türünden oluşan bir ailedir. HPV'nin çeşitli varyasyonları vardır ve bazıları enfeksiyonlara sebep olabilirken bazıları hiçbir semptom gelişmesine neden olmaz. En yaygın belirtisi genital bölgede veya anüs çevresinde oluşan siğillerdir. Bununla birlikte, çoğu HPV enfeksiyonu sessizdir ve kişi hiçbir belirti veya semptom yaşamaz.
HPV'nin bazı tipleri kansere neden olabilir. Kadınlarda serviks (rahim ağzı) kanserine ve erkeklerde penis, anüs ve boğaz kanserine yol açabilir. Erken teşhis ve tedavi edilmediğinde bu kanserler ciddi olabilir.
HPV enfeksiyonlarından korunmanın en iyi yolu cinsel aktivitenin sınırlanması ve prezervatif kullanımıdır. Ancak bu kesin bir koruma sağlamaz. Genç erkek ve kadınlar için HPV aşısı mevcuttur ve cinsel aktivite öncesi aşılama önerilmektedir.
HPV cinsel yolla bulaşan hastalıklar arasında yaygın bir virüstür ve sağlıklı cinsel ilişki ve düzenli tarama ile bu enfeksiyonun önlenmesi veya erken teşhisi mümkündür.
HPV cildinize ve mukozanıza saldırarak siğil veya kanser riski oluşturan yaygın bir deri virüsüyken; hiv doğrudan bağışıklık sisteminizi hedef alarak vücudun savunma mekanizmasını zayıflatan bir virüstür.
HPV Türleri Nelerdir?
İnsan Papilloma Virüsü (HPV), 200’den fazla alt tipe sahip oldukça geniş bir virüs ailesidir. Bu tiplerin hepsi vücutta aynı etkilere yol açmaz. Rahim ağzı kanseri başta olmak üzere çeşitli kanserlerle ilişkisi yönünden HPV türleri, düşük riskli ve yüksek riskli olmak üzere kesin hatlarla iki ana kategoriye ayrılır.
Düşük Riskli HPV Tipleri (Kanser Riski Taşımayanlar)
Bu gruptaki virüsler kanser gelişimine neden olmazlar. Genellikle iyi huylu hücre değişimlerine yol açarlar. En büyük ve en yaygın etkileri, ciltte veya genital bölgede siğil (kondilom) oluşturmalarıdır.
- En Yaygın Tipler: HPV 6 ve HPV 11 (Genital siğillerin yaklaşık %90'ından bu iki tip sorumludur).
- Neden Oldukları Belirtiler: Genital bölgede, anal bölgede, kasıklarda ve bazen ağız/boğaz içinde karnabahara benzeyen, tekli veya kümelenmiş siğiller.
- Kanser Riski: Yok denecek kadar azdır. Bu tiplere bağlı oluşan siğiller estetik ve psikolojik açıdan rahatsızlık verse de hayati bir tehlike oluşturmazlar.
Yüksek Riskli HPV Tipleri
Bu gruptaki virüsler, hücrelerin genetik yapısını değiştirerek uzun vadede kanser öncülü lezyonlara ve müdahale edilmezse kansere yol açabilen türlerdir. Bu tipler genellikle siğil yapmazlar; bu nedenle vücutta varlıkları dışarıdan bakılarak anlaşılamaz, sadece tarama testleriyle (Smear ve HPV DNA testi) tespit edilebilirler.
- En Yüksek Riskli Tipler: HPV 16 ve HPV 18 (Rahim ağzı kanseri vakalarının yaklaşık %70'inden tek başına bu iki tip sorumludur).
- Diğer Yüksek Riskli Tipler: HPV 31, 33, 35, 39, 45, 51, 52, 56, 58, 59, 66 ve 68.
- İlişkili Olduğu Kanserler: başta rahim ağzı (serviks) kanseri olmak üzere; vajina, vulva, penis, anüs ve ağız-yutak (orofarenks) kanserleri.
HPV Nasıl Bulaşır?
İnsan Papilloma Virüsü (HPV), dünyada en yaygın görülen enfeksiyonlardan biridir. Virüsün yayılma hızının bu kadar yüksek olmasının nedeni, bulaşma yollarının sanılandan çok daha kolay ve çeşitli olmasıdır.
HPV'nin nasıl bulaştığına dair doğru bilinen yanlışları gidermek ve bulaşma mekanizmasını anlamak için şu üç temel gerçeği bilmek gerekir:
- Sadece Cinsel İlişki Değil, "Ten Teması" Yeterlidir: Toplumda HPV’nin sadece tam bir cinsel ilişki (penetrasyon) yoluyla bulaşabileceğine dair yaygın bir yanılgı vardır. Oysa HPV, genital bölgedeki doğrudan cilt teması (ten tene temas) yoluyla bulaşır. Virüsün geçişi için tam bir cinsel birliktelik şart değildir; enfekte olmuş cilt bölgesinin, diğer kişinin cildine sürtünmesi veya teması virüsün taşınması için yeterlidir. Bu nedenle yüzeysel cinsel aktiviteler de bulaşma riskini beraberinde getirir.
- Belirti Göstermeyen Kişiler de Virüsü Bulaştırabilir: HPV’nin en sinsi özelliklerinden biri, vücuda girdikten sonra yıllarca hiçbir belirti göstermeden (sessizce) kalabilmesidir. Bir kişinin genital bölgesinde gözle görülür bir siğil olmaması, o kişinin virüsü taşımadığı anlamına gelmez. Virüsü taşıyan ancak hiçbir şikayeti veya belirtisi olmayan (asemptomatik) kişiler, virüsten tamamen habersiz bir şekilde bunu partnerlerine aktarabilirler. Dolayısıyla, bir partnerde HPV tespit edilmesi, ilişkinin yeni bir aldatma veya güvensizlik barındırdığı anlamına gelmez; virüs çok eski ilişkilerden kalma ve vücutta yıllarca uykuda beklemiş olabilir.
- Prezervatif (Kondom) Riski Azaltır Ama Tam Koruma Sağlamaz: Cinsel yolla bulaşan birçok hastalıktan korunmada en etkili yöntem prezervatif kullanımıdır. HPV söz konusu olduğunda da prezervatif kullanımı risk oranını ciddi ölçüde azaltır, ancak yüzde yüz (tam) koruma sağlamaz. Bunun sebebi şudur: Prezervatif sadece kapladığı alanı korur. Ancak HPV, prezervatifin kapatamadığı testis, kasıklar, vulva veya anal bölge gibi geniş bir genital alana yerleşmiş olabilir. Bu açıkta kalan bölgelerin birbiriyle teması halinde virüsün bulaşması kaçınılmazdır.
HPV En Çok Kimleri Etkiler?
HPV'den en çok etkilenen grup gençler ve genç yetişkinlerdir. Cinsel aktiviteye başladıkları zaman diliminde, virüse maruz kalma olasılıkları yüksektir. Genellikle 15 ila 24 yaş arasındaki kişiler arasında HPV enfeksiyonları daha yaygındır. Ancak yine de HPV herhangi bir yaş grubunda görülebilir ve herkesi etkileyebilir. Cinsel teması olan herkes HPV’ye maruz kalma riski altındadır. Virüsün yayılmasında cinsel yolla bulaşan enfeksiyonların ve virüs taşıyıcılarının rolü büyüktür. HPV taşıyan bir kişide aynı anda frengi enfeksiyonu da bulunabilir (veya tam tersi).
Özellikle bağışıklık sistemi zayıf olan kişiler HPV enfeksiyonuna daha duyarlı olabilirler. Bağışıklık sistemi sağlıklı çalışmadığında HPV enfeksiyonu daha uzun sürebilir ve siğillerin veya kanserin gelişme riski artabilir.
HPV Belirtileri Nelerdir?
HPV belirtileri, virüsün tipine göre değişebilir. Ancak enfeksiyonların büyük çoğunluğu herhangi bir belirtiye neden olmaz.
- HPV enfeksiyonlarının çoğu belirti vermez. Virüsü taşıyan birçok kişi enfekte olduğunun farkında değildir ve bağışıklık sistemi enfeksiyonu çoğu zaman 1–2 yıl içinde kendiliğinden temizleyebilir.
Düşük riskli HPV tipleri, en sık genital siğillere neden olur.
- Genital bölgede veya anüs çevresinde küçük, ten renginde ya da karnabahar görünümünde kabarıklıklar görülebilir.
- Siğiller tek ya da çok sayıda olabilir.
- Genellikle ağrısızdır, ancak bazı kişilerde kaşıntı, tahriş veya rahatsızlık hissine yol açabilir.
Yüksek riskli HPV tipleri ise çoğunlukla genital siğile neden olmaz.
- Rahim ağzı, vajina, vulva, anüs, penis ve ağız-boğaz bölgesindeki hücrelerde zamanla değişikliklere yol açabilir.
- Bu hücresel değişiklikler erken dönemde belirti vermez.
- Genellikle HPV testi, Pap smear ve diğer tarama yöntemleriyle tespit edilir.
- Tedavi edilmediğinde bazı vakalarda yıllar içinde kanser öncüsü lezyonlara ve HPV ile ilişkili kanserlere dönüşebilir.
Belirti olmasa bile HPV bulaştırıcı olabilir. Bu nedenle düzenli tarama yaptırmak ve uygun yaş grubunda HPV aşısı olmak, HPV'ye bağlı hastalıkların önlenmesinde büyük önem taşır.

HPV'nin diğer tipleri değişik bölgeleri etkileyebilir ve farklı belirtiler gösterebilir. Örneğin, bazı HPV tipleri ağızda, boğazda veya dilde siğillere neden olabilir. HPV'ye maruz kalmış veya enfekte olmuş bir kişi, herhangi bir belirti göstermese bile virüsü başkalarına bulaştırabilir. Bu nedenle HPV enfeksiyonlarından korunmak için cinsel sağlık önlemleri almak önemlidir ve düzenli olarak tıbbi kontroller yapılması önerilir.
HPV Nasıl Anlaşılır?
HPV, vücutta her zaman aynı şekilde belirti vermediği için teşhis süreci de durumun doğasına göre farklılık gösterir. HPV tanısıyla ilgili bilinmesi gereken en temel kural şudur: HPV, rutin bir kan testiyle teşhis edilemez. Kan tahlillerinde HPV virüsünün varlığı veya tipi tespit edilemediği gibi, antikor testi gibi yöntemler de taramada klinik bir değer taşımaz.
HPV ancak doğrudan genital bölgeye yönelik yapılan özel testler, klinik muayeneler ve hücresel incelemelerle anlaşılır. Bu süreçte kullanılan yöntemlerin her birinin amacı birbirinden tamamen farklıdır:
- Fiziksel Muayene (Siğil Takibi İçin)
- HPV DNA Testi (Virüsün Kendisini Bulmak İçin)
- Pap Smear Testi (Hücresel Hasarı Görmek İçin)
- Biyopsi (Kesin Teşhis ve Derecelendirme İçin)
Fiziksel Muayene
Eğer virüs düşük riskli bir tipse ve genital siğillere yol açmışsa, teşhis genellikle sadece gözle muayene ile konur.
- Uzman bir hekim (kadın hastalıkları uzmanı veya ürolog), genital bölgedeki şüpheli yapıları inceleyerek siğil (kondilom) varlığını tespit eder.
- Genital bölgesinde eline pütürlü yapılar gelen, karnabahar benzeri oluşumlar fark eden erkek ve kadınlar için ilk adımdır.
HPV DNA Testi
Özellikle rahim ağzı kanseri taramasında en güçlü ve kesin sonuç veren yöntemdir. Kadınlarda jinekolojik muayene sırasında rahim ağzından (serviks) bir fırça yardımıyla sürüntü örneği alınarak yapılır.
- Vücutta yüksek riskli bir HPV tipinin (Örn: HPV 16, 18) bulunup bulunmadığını doğrudan genetik düzeyde tespit etmektir. Virüsün varlığını, hiçbir hücresel hasar yaratmadan çok önce, en erken aşamada yakalar.
- Bu test sayesinde kişi, virüsü taşıdığını öğrenip henüz ortada bir hastalık yokken yakın takibe alınabilir.
Pap Smear Testi
Smear testi de tıpkı HPV testi gibi rahim ağzından alınan sürüntü örneğiyle yapılır (çoğunlukla iki test aynı anda, tek bir sürüntüyle laboratuvara gönderilir). Ancak laboratuvarda incelenen şey tamamen farklıdır.
- Virüsün kendisini değil, virüsün hücrelerde yarattığı hasarı veya değişikliği mikroskop altında incelemektir.
- HPV testi "Virüs orada mı?" sorusuna yanıt ararken; Smear testi "Virüs oradaysa, rahim ağzı hücrelerini bozmaya başlamış mı, kanser öncüsü bir değişim var mı?" sorusuna yanıt verir.
Biyopsi
Eğer HPV testi pozitif çıkmış ve Smear testinde de şüpheli/anormal hücre değişimleri (CIN 1, CIN 2, CIN 3 gibi) saptanmışsa, hekim rahim ağzını mikroskop benzeri bir cihazla (kolposkopi) detaylıca inceler.
- Şüpheli görülen odaklardan küçük bir doku parçası (biyopsi) alarak patolojiye göndermektir.
- Biyopsi, sürecin en kesin tanı yöntemidir. Hücrelerdeki bozulmanın derecesini netleştirerek hastaya ameliyat, lezyon dondurma/yakma (kriyoterapi/koter) veya sadece yakın takip gibi hangi tedavinin uygulanacağını belirler.

HPV ile İlişkili Kanserler Nelerdir?
Yüksek riskli HPV tipleri, özellikle uzun süre devam eden enfeksiyonlarda bazı kanser türlerinin gelişme riskini artırabilir. Ancak HPV enfeksiyonu olan herkesin kanser olacağı anlamına gelmez. Düzenli tarama ve erken tanı ile HPV'ye bağlı hücresel değişiklikler kanser gelişmeden önce tespit edilip tedavi edilebilir.
HPV ile ilişkili başlıca kanserler şunlardır:
- Rahim ağzı (serviks) kanseri: Neredeyse tüm rahim ağzı kanseri vakalarının temel nedeni kalıcı yüksek riskli HPV enfeksiyonudur.
- Vajina kanseri: Yüksek riskli HPV tipleri vajinal hücrelerde değişikliklere yol açarak kanser gelişimine katkıda bulunabilir.
- Vulva kanseri: Özellikle genç kadınlarda görülen bazı vulva kanserleri HPV ile ilişkilidir.
- Penis kanseri: Penis kanserlerinin bir kısmı yüksek riskli HPV enfeksiyonu ile bağlantılıdır.
- Anüs kanseri: Anüs kanserlerinin büyük bölümü HPV enfeksiyonu ile ilişkilidir.
- Ağız ve boğaz (orofarenks) kanserleri: Özellikle bademcik ve dil kökü bölgesinde gelişen bazı kanserlerde yüksek riskli HPV tipleri önemli bir risk faktörüdür.
Unutulmamalıdır;
- HPV enfeksiyonlarının büyük çoğunluğu bağışıklık sistemi tarafından kendiliğinden temizlenir.
- Kalıcı yüksek riskli HPV enfeksiyonları yıllar içinde hücresel değişikliklere ve bazı kişilerde kansere dönüşebilir.
- Düzenli HPV testi ve Pap smear taramaları, rahim ağzı kanseri başta olmak üzere HPV'ye bağlı hastalıkların erken tanısında önemli rol oynar.
- HPV aşısı, yüksek riskli HPV tiplerine karşı koruma sağlayarak HPV ile ilişkili birçok kanserin gelişme riskini önemli ölçüde azaltabilir.
HPV Tedavisi Nasıl Olur?
HPV (İnsan Papilloma Virüsü) tedavisi enfeksiyonu tamamen ortadan kaldırmaz. Ancak HPV tedavisi sonrasında virüse bağlı belirtileri veya lezyonlar önlenebilir. HPV tedavisi aşağıdaki yöntemleri içerebilir:
- Siğillerin Tedavisi: Genital siğiller HPV enfeksiyonunun belirtileri arasında yer alır. Siğillerin tedavisi için farklı yöntemler kullanılabilir. Bunlar arasında kriyoterapi (dondurma), elektrokoter (elektrikle yakma), lazer tedavisi, topikal ilaçlar (krem veya solüsyon) ve cerrahi çıkarma yer alabilir. Tedavi seçenekleri, siğilin büyüklüğü, yerleşimi ve yaygınlığına bağlı olarak belirlenir.
- Kanser Öncesi Lezyonların Yönetimi: Yüksek riskli HPV enfeksiyonu rahim ağzında kanser öncesi hücre değişikliklerine neden olabilir. Bu tür durumlarda, doktor genellikle hücre değişikliklerini yakından izlemeyi veya tedavi etmeyi önerebilir. Rahim ağzı kanser öncesi lezyonlarının tedavisi, lezyonun ciddiyetine ve yaygınlığına bağlı olarak konizasyon (lezyonun çıkarılması), LEEP (Loop Elektrocerrahi Eksizyon Prosedürü), lazer tedavisi veya diğer cerrahi prosedürler içerebilir.
- Aşılama: HPV aşısı belirli HPV tiplerine karşı bağışıklık sağlayabilir. Genellikle cinsel aktivite öncesi verilen aşı, çocuk ve genç erişkinler arasında yaygın olarak uygulanır. HPV aşısı enfeksiyondan korunmaya yardımcı olabilir ancak tedavi için kullanılmaz.
- Tarama Testleri: HPV enfeksiyonlarının erken teşhisi için tarama testleri önemlidir. Kadınlarda Pap smear testi, rahim ağzındaki anormal hücre değişikliklerini tespit etmek için kullanılır. Düzenli olarak tarama testlerine katılmak, erken teşhis ve tedaviye yardımcı olabilir.
HPV Aşısı Nedir? Kimlere Yapılır?
HPV aşısı, kansere yol açan yüksek riskli HPV tiplerine karşı koruma sağlar.
Aşı kimlere önerilir?
- 9–26 yaş arası kız ve erkeklere rutin önerilir
- 45 yaşa kadar doktor değerlendirmesi ile uygulanabilir
HPV Ne Kadar Yaygın?
HPV (İnsan Papilloma Virüsü) oldukça yaygın bir enfeksiyondur. Cinsel olarak aktif birçok kişi hayatlarının bir noktasında HPV'ye maruz kalmıştır veya taşıyor olabilir. Çalışmalar cinsel olarak aktif kadın ve erkeklerin %80-90'ının hayatlarında HPV enfeksiyonu geçirdiğini göstermektedir. Genital siğil yaygınlığı ise cinsel olarak aktif kişilerin %1'inden daha azında görülmektedir.
Yüksek riskli HPV tipleri ile enfekte olma riski, cinsel aktivite, cinsel partner sayısı ve diğer faktörlere bağlı olarak değişebilir. Korunma yöntemleri ve aşılarla HPV enfeksiyonunun yayılması ve ciddi komplikasyonların önlenmesi mümkündür. HPV belirtilerine sahip olduğunuzu düşünüyorsanız erken teşhis ve tedavi için en yakın sağlık kuruluşuna başvurmayı ihmal etmeyin.
HPV’den Nasıl Korunulur?
HPV, oldukça bulaşıcı ve yaygın bir virüs olsa da doğru adımlarla kendinizi virüsten ve yol açabileceği hastalıklardan korumanız mümkündür. HPV'den korunma, tek bir yönteme güvenmek yerine bütünsel bir yaklaşım gerektirir.
İşte HPV enfeksiyonunu ve buna bağlı kanser riskini önlemenin en etkili 4 sacayağı:
- HPV Aşısı
- Kondom (Prezervatif) Kullanımı
- Düzenli Tarama Testleri
- Güvenli Cinsel Sağlık Uygulamaları
HPV Aşısı
HPV'den korunmanın günümüzdeki en etkili, güvenli ve kesin yolu aşılanmaktır. Aşı, virüsle hiç karşılaşmadan önce yapıldığında maksimum koruma sağlar.
- Modern HPV aşıları (örneğin 9'lu aşı), rahim ağzı kanserlerinin yaklaşık %90'ından sorumlu olan yüksek riskli tiplere (HPV 16, 18 vb.) ve genital siğillerin %90'ına yol açan düşük riskli tiplere (HPV 6, 11) karşı tam koruma sağlar.
- İdeal olarak 9-14 yaş arasındaki kız ve erkek çocuklarına 2 doz şeklinde yapılması önerilir. Ancak aşı, cinsel aktif olsun ya da olmasın 45 yaşına kadar olan tüm kadın ve erkeklere (3 doz halinde) güvenle uygulanabilir. Cinsel hayatı başlamış kişilere de sonraki süreçte karşılaşabilecekleri diğer HPV tiplerine karşı koruma sağlar.
Kondom (Prezervatif) Kullanımı
Daha önce de belirtildiği gibi kondom HPV'ye karşı %100 koruma sağlamaz; çünkü virüs prezervatifin kaplayamadığı cilt bölgelerinden (kasıklar, testisler vb.) de bulaşabilir.
- Ancak kondom kullanımı, virüs yükünü (vücuda giren virüs miktarını) ciddi oranda azaltır ve bulaşma riskini kayda değer ölçüde düşürür. Ayrıca HIV, frengi, bel soğukluğu gibi cinsel yolla bulaşan diğer tehlikeli hastalıklardan korunmak için de vazgeçilmez bir bariyerdir.
Düzenli Tarama Testleri
Tarama testleri (Smear ve HPV DNA testi) virüsün bulaşmasını engellemez ancak virüsün kanser yapmasını engeller.
- Kadınlar için: 21-30 yaş arasında düzenli Pap Smear testleri; 30 yaşından sonra ise HPV DNA testi ve Smear testinin birlikte yapılması (Co-test) hayati önem taşır.
- Amaç: Eğer yüksek riskli bir HPV tipi vücuda girdiyse, bu testler sayesinde rahim ağzındaki değişimler henüz kansere dönüşmeden, "kanser öncülü lezyon" aşamasında yakalanır ve küçük müdahalelerle süreç tamamen durdurulur.
Güvenli Cinsel Sağlık Uygulamaları
Cinsel yaşam tarzı ve kişisel alışkanlıklar, HPV ile karşılaşma riskini doğrudan etkiler.
- Partner Sayısı: Cinsel partner sayısının artması, virüsle karşılaşma olasılığını doğal olarak artırır. Karşılıklı tek eşlilik risk en alt düzeye indirir.
- İletişim ve Farkındalık: Yeni bir partnerle ilişkiye başlamadan önce cinsel sağlık geçmişi hakkında açık olmak ve düzenli kontrolleri aksatmamak önemlidir.
- Sigarayı Bırakmak: Doğrudan bir cinsel sağlık uygulaması olmasa da sigara kullanımı, bağışıklık sisteminin HPV'yi vücuttan temizleme gücünü ciddi şekilde azaltır. Sigara içen kişilerde yüksek riskli HPV'nin rahim ağzı kanserine dönüşme riski çok daha yüksektir.
Sıkça Sorulan Sorular
HPV çoğu zaman belirti vermeden ilerleyebilir, bu nedenle kişi virüsü taşıdığını uzun süre fark etmeyebilir. Belirti görülen durumlarda en sık genital bölgede, anüste, vajinada, peniste veya ağız çevresinde karnabahar görünümünde siğiller oluşur. Yüksek riskli HPV tipleri rahim ağzı hücrelerinde anormal değişimlere yol açarak smear/Pap testinde tespit edilebilir. Genital kaşıntı, yanma hissi, cinsel birliktelik sonrası kanama ve açıklanamayan akıntılar da HPV enfeksiyonunun işaretleri arasında yer alır.
Evet, cinsel temasla kolayca bulaşır.
Kısmen korur, ancak %100 koruma sağlamaz.
Çoğu enfeksiyon 1–2 yıl içinde bağışıklık tarafından temizlenir.
Evet, penis, anal ve baş-boyun kanserleriyle ilişkilidir. Ayrıntılı bilgi için "/erkeklerde-hpv-belirtileri" içeriği bağlantısını kullanabilirsiniz.
Hayır. HPV (İnsan Papilloma Virüsü) bir virüstür, kanser değildir. Ancak bazı yüksek riskli HPV tipleri uzun süre vücutta kaldığında rahim ağzı başta olmak üzere anüs, penis, vajina, vulva ve ağız-boğaz bölgesinde kansere yol açabilen hücresel değişikliklere neden olabilir.
Hayır. Tanımlanmış 200'den fazla HPV tipi vardır ve bunların yalnızca bir kısmı kanser gelişimiyle ilişkilidir. Düşük riskli HPV tipleri genellikle genital siğillere neden olurken, yüksek riskli tipler kansere yol açabilecek hücresel değişikliklere neden olabilir.
En önemli yüksek riskli HPV tipleri HPV 16 ve HPV 18'dir. Bunun yanında HPV 31, 33, 45, 52 ve 58 gibi tipler de rahim ağzı kanseri ve diğer HPV ile ilişkili kanserlerle bağlantılıdır.
Düşük riskli HPV tipleri (özellikle HPV 6 ve HPV 11) çoğunlukla genital siğillere neden olur ve kansere yol açmaz. Yüksek riskli HPV tipleri ise genellikle siğil oluşturmaz ancak uzun süre devam eden enfeksiyonlarda hücresel değişikliklere ve bazı kanser türlerine neden olabilir.
HPV'nin en yaygın bulaşma yolu cinsel temastır. Virüs, genital bölgeler arasında doğrudan cilt temasıyla bulaşabilir. Günlük sosyal temas, tokalaşma veya aynı ortamı paylaşma ile bulaşması beklenmez. Sadece el temasıyla bulaşma riski ise oldukça düşüktür ve önemli bir bulaş yolu olarak kabul edilmez.
HPV enfeksiyonlarının büyük çoğunluğu hiçbir belirti vermez. Genital siğiller, bulaşmadan haftalar veya aylar sonra ortaya çıkabilir. Yüksek riskli HPV tiplerinin neden olduğu hücresel değişikliklerin gelişmesi ise yıllar sürebilir.
Hayır. HPV testi kan testi değildir. Kadınlarda rahim ağzından alınan hücre örneğinde HPV DNA'sı araştırılır. Gerektiğinde Pap smear ile birlikte uygulanabilir.
HPV testinin pozitif olması, yüksek riskli HPV tiplerinden birinin saptandığını gösterir. Bu sonuç kanser olduğu anlamına gelmez. Ancak doktorun önerisine göre ek değerlendirme, takip veya kolposkopi gerekebilir.
HPV enfeksiyonu en sık cinsel yaşamın başladığı genç erişkin dönemde görülür. Kalıcı yüksek riskli HPV enfeksiyonları ise özellikle 30 yaş ve üzerindeki kişilerde daha dikkatli takip edilmesi gereken bir durumdur.
Evet. HPV aşısı, kişi daha önce tüm HPV tipleriyle karşılaşmamışsa cinsel olarak aktif bireylerde de koruyucu olabilir. Aşı mevcut enfeksiyonu tedavi etmez ancak henüz karşılaşılmamış HPV tiplerine karşı koruma sağlayabilir.
Evet. HPV aşısı birçok yüksek riskli HPV tipine karşı koruma sağlasa da tüm kanser yapan HPV tiplerini kapsamaz. Bu nedenle yaş ve risk durumuna uygun şekilde Pap smear ve HPV taramalarına devam edilmelidir.
Evet, ancak risk önemli ölçüde azalır. HPV aşısı en sık kansere neden olan HPV tiplerine karşı yüksek koruma sağlar. Buna rağmen tüm HPV tiplerini kapsamadığı için düzenli tarama testlerinin aksatılmaması gerekir.
Hayır. HPV ve HIV farklı virüslerdir. HPV daha çok genital siğiller ve bazı kanserlerle ilişkilidir. HIV ise bağışıklık sistemini hedef alan ve tedavi edilmediğinde AIDS'e yol açabilen farklı bir viral enfeksiyondur.